• Egeye Dönüş

KEŞF-İ DERÛN... ROTAMIZ ŞİRİNCE, SELÇUK VE ÇAMLIK

En son güncellendiği tarih: 26 Haz 2019

Eylül 30, 2017



Egeye Dönüş sevdasına kapılanlar sonbahar aylarında serinleyen havalarla birlikte haftasonlarını evlerinde oturarak geçiremez olurlar. Deniz çağırır onları iyotlu fısıltısıyla, tarih çeker içine kanatlı atlara bindirip… Çay ve kahve kadar, yabani meyveler de sebeptir sokağa çıkmaya, vakit darsa da; gezilecek yer, gidilecek yol çoktur onlar için…

Ege sonbaharının kokusu bizi de yola düşürdü bu hafta sonu. Önce tarihî mekânların sembol köylerinden Şirince ile başladık gezimize. Kahvaltının keyiflisi, manzaranın güzeli, Şirince’nin tarih damlayan sokaklarında karşıladı bizi. Artık herkes güzelliğini öğrendiğinden olsa gerek etraf oldukça kalabalıktı sokaklarda. Fakat biz takipçilerimiz için orada da herkesin adeta sel olup aktığı yönden farklı tarafa yüz çevirerek, dinginliğin, doğallığın, sessizliğin formülünü bulduk. Egeye Dönüş’ün ‘3-S’ kuralını (Sessiz, Sade, Sakin) Şirince’de de yaşadık doyasıya.


Şirin Diyar Şirince

Şirince; Hristiyanlığın henüz yayılmadığı dönemde, inançlarından dolayı baskı gören Hristiyan halkın kaçıp saklandığı, ‘Çirkince’ diyerek isim verdikleri bir köy. Belli ki bu şekilde çok uğrak bir yer olmaktan kurtulupdönemin pagan kültürü tarafından baskı görmeden, rahat yaşamak istemişler. Günümüzün popüler turizm merkezlerinden birisi haline gelmiş olan Şirince, bu açıdan tarihî kimliği ile ironik bir tezat oluşturmaktadır. Her şeye rağmen Şirince ziyaret etmeye değecek güzelliğini günümüzde de koruyor. Bu güzelliğin ayrıntılarına değinmeden önce, "Nesin Matematik Köyü"nün Şirince’de faaliyet gösterdiğini söyleyip, buradan başlayalım ziyarete.


Matematik Köyü'nden Bir Kare


Matematik Köyü'nden Bir Kare

Kuruluş amacı üniversite öğrencilerine matematiği sevdirmek olan "Matematik Köyü", daha sonra her yaştan insana matematik aşkı aşılama hedefine kilitlenmiş. Matematikle aramız çok iyi olmadığından biz karşıdan görmeyi tercih edenlerdeniz, ancak Şirince’nin debdebesinden kurtulup, doğa ile iç içe olmak için yöredeki güzel alternatiflerden birisi 1 km’lik Matematik Köyü yürüyüşü olabilir. Böylelikle Kayserkaya Dağ Evleri’ni de görmüş olursunuz ki, biz bu evlere hayran kaldığımızı belirtmeliyiz. Ev ya da oda olarak kiralayabileceğiniz çeşitli alternatiflere sahip Kayserkaya Dağ Evleri özellikle ziyaret edilmesi gereken güzelliği ile Şirince’ye has bir farklı lezzet olmuş.


Kayserkaya Dağ Evleri'nden Bir Kare

Şirince’de bizi en çok etkileyen mekân ise şüphesiz Stone House oldu. Şirince’ye gidip de merkezde olmasına rağmen burayı görmeden dönen pek çok kişi olduğuna eminiz. Zira bu konaklama alanı öylesine güzel kamufle edilmiş ki; tepeden baktığınızda hiçbir bina görmüyorsunuz. Bahçede sizi ağaçtan yapılmış kocaman bir tren ve hemen karşısında tarihi bir soğuk sıkım zeytinyağı taş değirmeni karşılıyor. Bir şekilde etrafınızda dolaştığını fark ettiren tavus kuşları, tavuklar, hindiler olmasa, sessizlik size zamanın durduğunu zannettirebilir. Burayı görünce düşünüyor insan; “Acaba Şirince hep ‘Çirkince’ olarak kalsa daha mı iyiydi diye?”


Stone House Girişindeki Ağaçtan Yapılmış Tren


Zeytin Sıkımında Kullanılan Taş Değirmen

Bizim gibi konaklamaya vaktiniz olmasa da, taş işçiliği ile yapılan 7 odadan müteşekkil işletmeyi muhakkak dolaşmalısınız. Bahçesinde ve özellikle yemek salonunda önemli müzelerdeki eserlerle yarışacak zenginlikte bir koleksiyonu barındıran Stone House’un işletmecisi, sanayici-işadamı Hüseyin İpek.

Hüseyin Bey ‘hayallerinizi kiralayın’ sloganıyla dizayn ettirdiği mekânda belli ki kendi hayallerini yaşama imkânına sahip olmuş. Kendi deyimi ile “Daha ne kadar ömrüm kaldı ki?” dedikten sonra fabrikasının üretimini durdurmuş ve bu sessiz sakin mekânı hayata geçirmiş.

Stone House'da Bir Oda ve Muhteşem Kahvaltısı

Stone House'un Bahçesi


Bahçedeki Seramik Mangal

Şirince’ye tarihteki sakinliğiyle bakabilme fırsatını yakalamak için sessizliğin hüküm sürdüğü bu mekânda, ruhunuzu damıtmak, belki bizim gibi bir kahve keyfi yapmak ayrıcalığını kaçırmayın.

Şirince’nin çok bilinmeyen bu yönlerini keşfettikten sonra biraz daha aksiyon isteyenler Selçuk-Kuşadası yolu üzerinde yer alan Laren Safari Park’ı ziyaret edebilirler. Yaklaşık 18 dönümlük bir arazi üzerine kurulu çiftlikte her hafta sonu binicilik eğitimleri düzenlenmesi yanında, ilk defa ata binecek olanların bile çekinmeden katılabileceği ‘At Safari’ turları düzenleniyor. Burası ayrıca atlara meraklı küçük konuklar için harika bir deneyim olabilecek özelliklere sahip. ‘Manej’ ismi verilen biniş alanında atlarla vakit geçirmek, yeni tanışanlar için oldukça keyifli bir etkinlik olacaktır.


Laren Safari Park Girişi

Laren Park'ta Çocuklar İçin At Safari Turları Mevcut

Aynı yörede yer alan ‘Çetin Maket Köy’ ise hüzünlü bir sıla hikâyesini barındırıyor içinde. Ayhan Çetin, Konyalı emekli bir öğretmen. Konya'daki köyü Akviran’ı öylesine sevmiş ve özlemiş olmalı ki, Akviran köyünün 1950’lerdeki halini, üstelik dönemin yaşayan insanlarıyla birlikte, Selçuk ilçesi yakınında kendi elleriyle yaptığı Maket Köy'e taşımış. Zira öğretmenlikten emekli olup yerleşmeyi düşündüğü Akviran Köyü, Ayhan Çetin emekli oluncaya dek haritadan silinmiş, yok olmuş.



Ayhan Bey’in 1988’de eşiyle birlikte çalışarak yapımına başladığı Maket Köy, 2000 yılında tamamlanarak sergilenmeye başlanmış. Anadolu kültürünün, değerlerinin, tarihî bir takım mesleklerin neredeyse gerçekmiş gibi canlandırıldığı bu özgün mekânın, bir hafta sonu gezisi için ideal ziyaret alanlarından olduğunu düşünüyoruz.

Civardaki en ilginç ziyaret alanlarından birisi de Çamlık ilçesinde bulunan ‘Buharlı Lokomotif Açık Hava Müzesi’. Türkiye’nin en eski demiryolu hattı olan Aydın-İzmir hattının tam ortasında yer alan bu müze ülkemiz için bir ilk ve mutlak görülmeye değer. İçinde Atatürk’ün kullandığı özel vagonun da sergilendiği bu müze; lokomotiflerin, tren yollarında kullanılan alet-edevatların sergilenmesi yanında, bir restoranı da içinde barındırıyor. Hatta ziyaret ettiğimiz günün akşamında bir düğün olduğunu öğrendiğimiz bu alanın bu şekilde yaşıyor olması bizi mutlu etti.


Müzedeki Trenlerden Birkaçı


Tren Müzesinin İç Kısmından Bir Kare

Müzede dolaşırken yeterince bilgi alabilmeniz mümkün olsun diye her aracın önüne aydınlatıcı etiketlemelerin yapılmış olduğu Çamlık Buharlı Lokomotif Açık Hava Müzesi 1991 yılında ziyarete açılmış. Müze 1887 ile 1952 yılları arasında imal edilen 36 adet lokomotife ev sahipliği yapıyor. Alman, İngiliz, Fransız, Amerikan, İsveç ve Çekoslovak yapımı lokomotiflerin içinde dünyada sadece iki adet olan İngiliz yapımı odunlu bir lokomotif de var.

Müzede Atatürk’ün seyahat ettiği özel üretim tren vagonu yanında Hitler’in kullandığı 1943 yapımı 85 ton ağırlığındaki bir Alman lokomotifi de yer alıyor. Bizim, müzede gözlemlediğimiz tek eksiklik lokomotiflerin açık havada biraz daha ilgi bekliyor olması. Zira artık demiryollarında göremediğimiz bu kıymetli ve güçlü canavarlar, daha uzun yıllar nostaljik birer anıt olarak hizmet vermeli. Biz birinden diğerine adeta koşarak, bu muhteşem atmosferi yaşadık, içlerini merakla ve ilgiyle dolaşırken oldukça keyif aldık.



Zeytin ağaçlarının meyveye durduğu, havaların gezilesi serinlikte seyrettiği şu güzel Ege sonbaharında, siz de Egeye Dönüş yaparak, "gezmek mutluluktur" diyebilirsiniz. Bu imkanınız yok ise de üzülmeyin evinizde demlediğiniz bir bardak tarçınlı ıhlamur ve yanında çıtır, ballı Aydın İnciri eşliğinde, bloğumuzdaki yazıları okumak da, en az o yörede olmak kadar keyif verici olabilir… Hoşça kalın…


Kaleme Alan: Hüsnü Egemen ABİRDÂN

2 görüntüleme

© 2019 by EGEYE DONUS Creative.

  • INSTAGRAM
  • TWITTER
  • FACEBOOK
  • YOUTUBE