• Egeye Dönüş

TARİHİ HAFIZA



Prensipliydi, yıllık planlarını sene başından yapardı. Yıl başının ertesi günü “Kurban Bayramı 2021 tatili ne zaman” yazmıştı bile Google’a. Harika, uzun bir tatil planı yapılabilecek kadar upuzundu bayram süreci. Ertelediği, hiçbir zamana sığdıramadığı planları geldi hemen aklına. Huzurla arkasına yaslandı. Bir de güzel bayram mesajı geldi aklına. Topluca gönderebileceği bir kurban bayramı mesajı. O tatildeyken yokluğunu hissettirmeyecek iyi dilekli bir mesaj.

Günler günleri kovaladıkça tatil yaklaşıyor ve tatil planlarının detayları netleşiyordu. Tabi aile büyüklerinin bayram heyecanları başkaydı ve bu hissediliyordu. Ziyarete gelip gelemeyeceği, kurban bayramına kaç gün kaldığı gibi geri sayım muhabbetleri yapılıyordu telefon görüşmelerinde. Hemen kestirip atamamıştı, bakalım demişti bir müddet. Ayarlayabilirsem gelirim demişti. Annesinin son telefon görüşmesindeki “Sen eti güzel marine ediyorsun” cümlesi enteresan şekilde yer etmişti aklında. İş yerinde öğle yemeğine çıktıklarında, baharat takımına uzanırken de aklına geldi yine. “Karabiber ve kekikte bütün sır anne, sen de yapabilirsin” diyerek kendinden beklenilen görevi devretmeye çalışmıştı ama annesi pek oralı olmamıştı. Babasının kurban pazarlığının detayları ve bu yılki fiyat yüksekliğinden şikayetleri ile bitmişti görüşme.

2 günlük iş seyahatine gidecekleri bilgisi verildi ekibe. 500 yıl ve daha uzun süredir tarihe şahitlik eden birkaç kalenin toprak yapılarından, inceleme örnekleri alınacaktı. Derken seyahat günü, yorucu birkaç çalışma dosyasının ardından, öğleden sonra mola vermek için bir mekân aradıklarında, küçücük bir bakır dükkanının yanındaki sade çay ocağında, buz gibi ayran içerken buldular kendilerini. Bakır dükkanından gelen ritmik seslere dayanamadı, kalktı gitti, ustayı izlemeye koyuldu. Amca ileri yaşlı ama bir o kadar da dinçti. Öğrendiğine göre 45 yıldır bu mesleği yürüten ve herkesin saygı duyduğu bir zanaatkardı. Birbirinden çeşitli mutfak gereçleri ve süs eşyaları küçücük dükkâna karışık ama enteresan bir düzenle dizilmişti:

Derin bakır tepsinin detaylı desenleri oldukça farklıydı. Amca bu desenin tarihi hatırasından bahsedince, annesine hediye için alıverdi. 45 yıldır aynı deseni hiç bıkmadan işlemişti amca. Bu tarihi hafızayı canlı tuttuğu için amcayı tebrik etmek lazımdı.

Dönüş yolunda karınca misali görünen şehrin ışıklarına tepeden bakarken, aklına takılan sorulardan biri şuydu: Acaba kendisi hangi tarihi hafızayı aktarabilecekti ileri yaşlarında? Elden ele, dilden dile, gönülden gönüle aktarılan izler miydi şimdiki hayatı kuşatan güzellikler? Olmasa ne olurdu? Evet yine aynı noktaya gelmişti. Şu kurban kesilmese ne olurdu? İleriki günlerde biraz araştırdıktan sonra, hayattaki birçok şeyin insanlığın varoluşundan beri olduğu ve sürdürülebildiği ölçüde “tarihi hafızanın” yaşadığını anlayabilmişti. Bu sürdürülebilirlik hayatı kuşatıyor ve nesilden nesile aktarılan mutlulukları, hüzünleri, umutları, sevinçleri, hayalleri bir rüzgârın uzun yolculuğu misali gelecek yıllara ulaştırıyordu.

Evet rüzgara eşlik etmek lazımdı. Gönülden gönüle aktarılan hisleri yakalayarak eşlik etmek…

Tatilin geri sayımı için kullandığı takvim, şimdi kurban bayramı geri sayıma dönüşmüştü. İçindeki coşku büyüyordu. Aslında tatili hala istediğini görebiliyor ama bayram tatilini ailesi ile geçirecek olmanın heyecanı daha ağır basıyordu. İtiraf ediyordu ki bu heyecanın ağır basmasını baskılayarak, kendini uzun boşlukta uzun tatile gidilir tabusuna biraz da zorla yönlendirmiş, kabul görülen yöntemleri herkes gibi uygulamak istemişti. Tatilden atılacak fotoğraflar ile sosyal medyasını zenginleştirecek ama gönlü belki de yeterince zenginleşmeyecekti.

Ve arife gecesi, sonu memlekete çıkan uzun yolculuğun kollarına bıraktı kendini. Zihni ağır yükleri geride bıraktıkça hafifliyor, ne zamandır aralamadığı kapılar açılıyordu. Bayram sabahı aile büyüklerinin kapısına vardığında, hafifçe tıklatılan kapının kocaman bir sevinçle ardına kadar açılması ve O’nu tüm varlığı ile kabullenerek gözleri ışıl ışıl kucaklayan ailesinin oluşturduğu coşku sanki yaşını küçültmüştü. Küçüklüğüne, yatılı okuldan tatile gelişine kadar ışınlanmıştı sanki.

Sımsıkı kucaklaşmaların ardından masa etrafına dizilen her aile ferdi bir birinin gözünün içine bakarak bayram kutluyorlardı. Aslında bayram kutlamaktan öte, tarihi hafızayı aktarıyorlardı.


Kurban bayramınızı en içten dileklerimizle kutlar, gözlerinizin coşku ile ışıl ışıl olmasını dileriz.


Egeye Dönüş Ekibi



14 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör