• Egeye Dönüş

RAMAZANDA MİDE İÇİN BİTKİSEL RAHATLAMA

En son güncellendiği tarih: 26 Haz 2019

Mayıs 29, 2017


Türk toplumunun genelinde ramazan orucu ruhen ve bedenen arınmanın bir formülü olarak algılanır. Ancak zaman zaman hepimiz iftar ya da sahurda yemeğin dozunu azıcık kaçırıp, sonrasında midemizin isyanı ile karşılaşmışızdır. Üstelik yaz aylarına denk gelen uzun gündüzler oruçla birlikte kişilerde bir enerji düşmesi, halsizlik ve bitkinlik de yaratmaktadır. Bütün kimyamızı değiştiren bu türden sıkıntıları basit ve doğal yöntemlerle tersine çevirmek mümkün mü sorusunu EGEYE DÖNÜŞ sizin için araştırdı.

Ramazan Başladı

Günümüzde Avrupa, Kuzey Amerika gibi gelişmiş sanayiye sahip toplumlarda insanların % 50' den fazlası tamamlayıcı ya da alternatif tıp yöntemlerinden en az birini kullanmaktadır (Vural, 2014). Türkiye’de tıbbi amaçla kullanılan bitkilerin sayısı kesin olarak bilinmemekle birlikte, bilimsel kayıtlara geçen 500 çeşit civarında bitkiden bahsedilmekte ve yaklaşık 200 tıbbi ve aromatik bitkinin ihraç potansiyelinin olduğu belirtilmektedir (Korkmaz & Karakurt, 2015). Ülkemizin dört bir yanına dağılmış olan bu bitki hazinesine en yoğun olarak Ege ve Akdeniz bölgelerinde rastlanmaktadır. İçinde bulunduğumuz ramazan ayında bize yardımcı olması muhtemel olan bazı bitkilerin kısa bilgilerini şöyle özetlemek mümkündür;

Doğal Şifa Kaynakları

İbn-i Sina’ya göre Çörekotu vücut enerjisini düzenler, hastalıkla kaybedilen canlılığı geri verir (Toptaş, 2016). Asurlular döneminde ‘Tin-Tir’ adıyla anıldığı kaynaklarda geçen çörek otunun tarihi yaklaşık olarak 3 bin yıla yakın bir süreci ifade etmektedir (Toptaş, 2016). Eski Mısır’da Firavun mezarlarında çörekotu bulunması o dönemde yaşayanlar için de çörekotunun önemli olduğunu göstermektedir. Vücut direncini yükselten çörek otu ile ilgili bir yan etki kaydına rastlanmamıştır.

Çörekotu ve Çörekotu Yağı

Ağızdan başlayarak bağırsaklara kadar tüm sindirim sistemi organları için faydalı olduğu düşünülen bir başka bitki de biberiyedir. Biberiye’nin anavatanı Ege ve Akdeniz bölgesidir. Her zaman yeşil kalan bu çalı, kokulu yaprakları ile muteberdir. Uzun süre kullanımı ile mide, bağırsak, akciğer ve karaciğer hastalıklarına iyi gelmektedir. Biberiye gargarası diş eti hastalıkları ve ağız kokusunun giderilmesinde kullanılmaktadır (Vural, 2014).


Biberiye

Kekik de hem yemeklerde lezzet verici bir baharat, hem demlendiğinde damaklarda hoş rahiya bırakan bir çay, hem de damıtılarak elde edilen suyu ve yağı ile sindirimi kolaylaştıran bir mucizevî bitkidir. Geleneksel tıpta akciğer ve bronşlar, mide ve bağırsaklar, kekiğin başlıca kullanım alanlarıdır. Bitkinin önemli etken maddesi olan eterli uçucu yağlar kana karışıp, kasları gevşeterek, krampları önleyici özellik göstermektedir. Kekik aynı zamanda kullanıldığı bölgede bakteri oluşumunu da önlemektedir (Benli & Yiğit, 2005).


Kekik

Üzüm ve üzüm çekirdeğinin faydalarının yeni yeni konuşulmaya başlandığı çağımızda, pekmezin ihmal edilen gıdalardan olduğu görülmektedir. Oysa beslenme açısından, içerdiği organik asitler, mineraller ve vitaminler sayesinde pekmezin beslenmedeki önemi toz şekerden çok daha fazladır.


Üzüm Çekirdeği ve Bu Çekirdeğin Şifalı Yağı

Yurdumuzda pekmez hemen hemen içerisinde şeker bulunan bütün meyvelerden üretilmekle birlikte üzüm ilk sırada yer almaktadır. Yapılan bir araştırmaya göre 1 kg üzüm (veya 200 gr. pekmez ) kalori olarak bin 150 gr. süte, 300 gr. ekmeğe ya da 390 gr. ete eşdeğer olduğu belirtilmektedir (Batu, 1993). Ramazan aylarında vücudun kaybettiği enerjiyi karşılamak açısından pekmez eşsiz bir gıdadır.


Üzüm Pekmezi

Zeytinyağı’nın sindirim üzerindeki olumlu etkileri geniş halk kitlelerince bilinmektedir. Osmanlı döneminde zeytinyağı pek çok amaçla kullanılırken bunların içinde ilaç olarak kullanılması da vardır (Oğuz, 2015). Türk yemek kültürüne görece olarak sonradan girmiş olan zeytinyağı hafiflik ve sağlık sembolü olarak mutfağımızda ayrıcalıklı bir yere sahiptir.


En Doğal Meyve Suyu; Zeytinyağı

İncir Ege Bölgesi için ve özellikle de Aydın yöresi için altın değerindedir. İncir, dünyanın çok çeşitli yörelerinde 600 kadar türü bulunan bir meyvedir. Bunların içinde en önemlisi, Anadolu inciri denilen Ficus carica L.’dir. Ekolojik koşulların uygunluğu ile incirin en önemli gen merkezlerinden biri olan Türkiye, dünya taze incir üretiminde ilk sırada yer alır. Ülkemiz, dünya taze incir üretiminin % 26,57’sini karşılamaktadır (Görünmezoğlu, 2008).


İncir Kuruları

Sindirim sistemi ve özellikle bağırsak faaliyetlerini düzenleyici pozitif etkileri yüzyıllardır bilinen incirin kuru ya da taze meyve olarak tüketimi yaygındır. Zeytinyağı ile kuru incirden elde edilen incir kürünün bağırsak yumuşatıcı olarak kullanılması sık rastlanan bir durumdur.



Kaleme alan: Hüsnü Egemen ABİRDÂN

0 görüntüleme

© 2019 by EGEYE DONUS Creative.

  • INSTAGRAM
  • TWITTER
  • FACEBOOK
  • YOUTUBE