• Egeye Dönüş

TARİHİ TÜRK EVLERİNİN KEŞFİ-MUĞLA EVLERİ

En son güncellendiği tarih: 26 Haz 2019

Haziran 1, 2017



Egeye Dönüş ailesi olarak, mecramızın sadece sanal ortamda Ege temalı ürünler satan bir mağaza olmadığını ara ara ifade ediyoruz. Bu bilinçle, Ege’yi tüm güzellikleriyle hissetme ve hissettirebilme gayesinde olduğumuz, takipçilerimizin malumudur. Yepyeni bir yazı ve farklı bir keşif deneyimiyle daha sizleri baş başa bırakırken, okumanızı mümkünse bir fincan kahve eşliğinde yapmanızı tavsiye ediyoruz. Zira keyifli bir yazı sizleri bekliyor...  


TARİHİ TÜRK EVLERİNİ KORUMA HAFTASI

1982 yılından bu yana “Tarihi Türk Evlerini Koruma Derneği” tarafından her yıl mayıs ayının son haftasında kutlanmakta olan “Tarihi Türk Evlerini Koruma Haftası” münasebeti ile sizleri  Fethiye’den Datça’ya, Marmaris’ten Bodrum’a neredeyse bütün ilçelerini ziyaret etme imkanı bulduğumuz, ilçelerinin yanında sönük kalmış, Ege’nin naif kentlerinden Muğla’nın kent merkezine götürmek istiyoruz.

Belediyenin Logosuna Yansımış Muğla Bacaları

ESKİ MUĞLA EVLERİ

Muğla kent merkezinde özellikle Hisar Dağı eteğinde kurulmuş Eski Muğla Şehri İstanbul’un köşk ve yalıları kadar teknik ve modernlikle buluşmamış olsa bile, Safranbolu ya da Eskişehir Odunpazarı Evleri kadar rengarenk, Mardin ya da Kapadokya evlerinin büyüleyici atmosferini yansıtmıyor olsa bile Klasik Ege Türk evlerinin en nadir örneklerini bünyesinde barındırmaktadır.

Özellikle Osmanlı Devleti zamanında develerin yükleriyle rahat geçebileceği genişlikte yapılmış olup, günümüzde araç trafiğine elverişli olmayan, bir aracın bile zorlanarak geçebildiği Eski Muğla’nın dar sokaklarında gezintinize başlayınca tarihin derinliklerine yol alacağınızın taahhütünü veriyoruz.

Dar Muğla Sokakları

Tarihin derinliklerine yolculuk yapmaktan kastımız elbette az ileriden kafasında fes, sırtında güğümüyle şerbetçinin çıkacak olma ihtimali ya da arkanızdan sırtında sele, elinde terazisiyle seyyar bir kasabın gelme ihtimali değildir; bizzat yaşanmışlıklarıdır. DIŞ KAPILAR

Dar sokaklarda avlu duvarlarıyla aynı boyda yapılmış devasa dış kapılar kesinlikle dikkatinizi çekecektir. Üstleri alaturka kiremitle çatı şeklinde kapatılmış olan bu kapılar genellikle işlemeli iki kanattan oluşmaktadır. Bu iki kanatlı büyük ve hantal kale kapısını andıran kapıların açılıp kapanmasındaki zorluktan olsa gerek genellikle sağ taraftaki kanatlarının ortasına tek kişinin geçebileceği alçak girişli küçük kapılar yapılmıştır.

Çift Kanatlı Dış Kapı

Sağ Kanattaki Küçük Kapı

KAPI TOKMAKLARINDAKİ ZARAFET

Eski Muğla Evlerinin belki de en güzel özelliği her birinin yapılma amacı olan kapı tokmaklarıdır. Türk Mimarisinin inceliğinin vücut bulduğu Osmanlı Tarzı Mimaride özellikle Ege Bölgesinde kapı tokmakları misafirlerin ev sahiplerine kapıyı açma talimatından çok daha önemli anlamlar içermektedirler. Öyle ki Eski Muğla Evlerinde tokmaklar iki çeşit yapılmıştır. Birincisi zayıf metallerden daha tiz ses çıkartan tenekeye andıran tokmaklar, ikincisi ise olabildiğince ağır ve gür ve tok ses çıkartan tokmaklar.


Kapı Tokmağı-1

Kapı Tokmağı-2

Gelen misafir kadın ise zayıf metalden yapılan tokmağı çalarmış ki ev sahibi gelenin kadın olduğunu anlasın ve evdeki erkekler kendilerine çeki düzen versin. Şayet gelen misafir erkek ise kalın tokmağı çalarmış ki avluda uygunsuz vaziyette bulunma ihtimali olan kadınlar toparlanma fırsatı bulsunlar.


Kalın Kapı Tokmağı

Tiz Ses Çıkartan, Cansız Metalden Yapılmış Kapı Tokmağı

ESKİ MUĞLA EVLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Genellikle iki katlı yarı taş yarı ahşap olarak inşa edilen Eski Muğla Evlerinin alt katında müştemilat, mutfak, depo, kiler, ahır gibi bölümler bulunurken asıl yaşam alanları ikinci kattadır. Muğla Evlerini geniş saçaklar, alaturka kiremitli çatılar, işlemeli kapılar, cumbalar, ocaklar, gömme dolap ve gömme banyolarla tasvir etmek mümkündür. Tabi ki şehrin simgesi konumuna gelmiş bacaları unutmamak lazım.

ESKİ MUĞLA EVLERİNİN İÇ BÖLÜMLERİ

İşlemeli merdivenlerden çıkılan üst katta bütün oda kapılarının açıldığı, yemeklerin yenilip ailenin beraber olduğu genellikle ‘ocak’ denilen şöminenin ısısı ve ışığında günün en fazla zamanının geçirildiği bölüme ‘hayat’ denir. Hayatta bulunan ocağın sağında ve solunda gömme dolaplar bulunur bu dolaplarda erzaklar muhafaza edilirdi.


İşlemeli Merdivenler ve Hayata Giriş

Tavan işlemeleri ve oda kapıları da Türk Mimarisinin en önem verdiği bölümlerdendir. Genellikle uzun kapıların kullanıldığı odalar ise olabildiğince sade bir görünüme sahip olmasının yanı sıra bazı yapılarda ise oda köşelerinde gömme banyolara rastlanılmaktadır. Özellikle kış aylarında ısınma amacıyla her odada ocak bulunurdu.


Ocağın Yanında Bulunan Gömme Dolaplar

Oda Kapısı

Ocak

CUMBALAR

Türk Mimarisinin kendine özgü en büyük özelliği hiç şüphesiz cumbalardır. Anadolu başta olmak üzere Türkler egemenlik sürdüğü Batı Avrupa ve Balkanlarda dahi Cumbalı ev özelliklerini sürdürmeyi başarabilmişlerdir. İklim, doğa koşulları, malzemeye ulaşabilirlik ve ihtiyaca göre Anadolu coğrafyasında farklı ev tipleri inşa eden Türkler her coğrafyada Cumba yapma özelliğini sürdürmüştür.

Cumba

Aile mahremiyetine önem veren Türkler evlerin sokak taraflarında çok fazla pencere kurmamış, hemen hemen bütün pencerelerini avluya çevirmişler ve ihtiyaç olan güneş ışığını daha fazla alabilmeyi ise cumbalar aracılığıyla karşılamışlardır. Cumbalar genel olarak dış taraftan ‘eli belinde’ denilen sistemle sağlamlaştırılmış, iç tarafta ise ‘divan’ denilen oturma alanlarıyla kullanışlı hale getirilmiştir.

Cumbanın İç Kısmı ve Divan

Eli Belinde İle Sağlamlaştırılmış Cumba

ÇATILAR VE BACALAR

Eski Muğla Evleri üzerini örtme konusunda ise alaturka kiremit kullanmış ve geniş saçaklar kullanma gereksinimi hissetmişlerdir. Ayrıca Muğla’nın simgesi haline gelmiş bacalara değinmemek elbette olmaz. Muğla Bacaları kendine özgü iki tane kiremit ile şapka şeklinde kapatılmıştır. Kente karakteristik özellik kazandıran bu baca sistemi Eski Muğla Evlerinin en önemli ayraçları arasında gösterilmektedir.


Meşhur Muğla Bacaları

Tarihi Evleri Koruma Haftasına Binaen Ege’nin güzel kenti Muğla’nın deniz-kum-güneş üçleme turizminin yanı sıra aynı zamanda tarihi dokusunu hissedip anlatmaya çalıştığımız bu yazımızda esas olarak gayemiz modern kentleşme kisvesi altında kaza(!) sonucu yanan Tarihi Evlere karınca misali su taşıma çabasıdır.


Kaleme alan: Hasan EFE


© 2019 by EGEYE DONUS Creative.

  • INSTAGRAM
  • TWITTER
  • FACEBOOK
  • YOUTUBE